TÜRK İSLAM ÜLKÜCÜLERİ

  • Oy için Çarşafada girer peçede takarlar pabucumun laikleri(YORUMSUZ)
  • Youtube sorunsuz, direkt girmek için basit bir ayar
  • Kurban Bayramınız Mübarek Olsun
  • ACI HABER
  • Susurluk kazasının yıl dönümünde Abdullah Çatlı'nın kardeşi Zeki Çatlı, ağabeyini anlattı, gündemi sarsacak açıklamalarda bulundu...
  • Pehlivanlar Diyarı SERİK TE Muhteşem Güreş Şöleni
  • Aktümen Gazimiz çatışmayı ve Ramazan Yeşili Anlattı
  • ŞEHİDİMİZİN CENAZE TÖRENİNDEN VİDEOLAR (SERİK)
  • 15 Şehidimizin anısına
  • ŞEHİT PİYADE ER YEŞİL TOPRAĞA VERİLDİ

  • Değerli Hocamız Muhittin Arar'ın

    "Çıkış Yoluna Dair "Kitabından ilk

    üç bölüm...

    TIKLA İZLE

    AZİZ DOLU

    TÜM YAZILARI

    cCc
    süper
    selam
    Selam
    selam
    ramazan
    şehidimizzz
    atsızlar ne yapmak istiyo atalarını Karacaahmetden alsınlar dinsizler
    Türklük
    .



    ESMA-ÜL HÜSNA

    Esma-ül Hüsna


    1-ALLAH Her şeyin gerçek mabudu


    2-RAHMAN Dünyada bütün mahlukatı rızıklandıran


    3-RAHİM Ahirette yalnız dostlarına rahmet edecek


    4-MELİK Bütün mevcudatın gerçek sahibi ve hükümdarı


    5-KUDDÜS C.C. Bütün mahlukatı maddi ve manevi kirlerden arındıran


    6-SELAM Her türlü tehlikeden kullarını selamette kılan


    7-MÜMİN Kalplerde iman nurunu yakan ve kullarına güven veren


    8-MÜHEYMİN Bütün varlıkları ilim ve kontrolu altında tutan


    9-AZİZ Sonsuz izzet sahibi olan


    10-CEBBAR C.C. İstediğini zorla yaptıran


    11-MÜTEKEBBİR Sonsuz büyüklük ve azamet sahibi.


    12-HALİK Her şeyi yoktan yaratan


    13-BARİ Eşyayı ve herşeyin aza, cihazatını birbirine uygun yaratan


    14-MUSAVVİR Her varlığa münasip şekil giydiren


    15-GAFFAR C.C. Çok affeden


    16-KAHHAR Her şeye galip gelen ve bütün düşmanlarını kahreden


    17-VEHHAP Bol bol hediyeler veren


    18-REZZAK Bütün rızka muhtaç olanları rızıklandıran


    19-FETTAH Her şeyi hikmetle açan.


    20-ALİM C.C. Her şeyi hakkıyla bilen


    21-KABİD İstediğinin maddi ve manevi rızkını daraltan.


    22-BASİT İstediğinin maddi ve manevi rızkını genişleten.


    Ülkücüler, insanlık âlemi içinde ne uşak olmayı, ne de başkalarını uşak olarak kullanmayı kabul etmeyen şerefli bir bayrağın taşıyıcısıdır


    23-RAFİD İstediği kulunu şeref sahibi iken rezil rüsvay eden.


    24-RAFİ Dilediklerinin mertebesini yükselten


    25-MUİZZ C.C. İstediğine izzet veren ve şereflendiren


    26-MÜZİLL İstediğini zelil kılan.


    27-SEMİ Gizli açık her sesi işiten.


    28-BASİR Her şeyi bütün incelikleriyle gören.


    29-HAKEM Hükmeden hakkı yerine getiren.


    30-ADL C.C. Tam adaletli, Allah adildir zalimleri sevmez


    31-LATİF Lutfu keremi bol olan


    32-HABİR Her şeyden haberdar olan


    33-HALİM Yaratıklarına son derece yumuşak muamele eden


    34-AZİM Kendisine büyük ümitler beslenen


    35-GAFUR C.C. Kullarının günahlarını bağışlayan


    36-ŞEKUR Rızası için yapılan işleri bol sevapla karşılayan


    37-ALİYY Her şeyiyle yüce olan


    38-KEBİR Varlığının kemaline hudut yoktur


    39-HAFIZ Her şeyi muhafaza eden


    40-MUKİT C.C. Her türlü mahlukata münasip rızık veren


    41-HASİB Kullarının bütün fiillerinin hesabını gören


    42-CELİL Yücelik ve ululuk sahibi


    43-KERİM İyilik ve ikramı bol olan


    44-RAKİB Bütün varlıklar üzerinde gözcü


    45-MUCİB C.C. Kullarının dualarına cevap veren


    46-VASİ İlim ve insanı her şeyi içine alan


    47-HAKİM Her şeyi yerli yerinde yapan


    48-VEDÜD İtaatkar kullarını çok seven


    49-MECİD Azamet şeref ve hakimiyeti sonsuz


    50-BAİS C.C. Peygamberler gönderen ve ölüleri dirilten


    51-ŞEHİD Kullarının her yaptığını gören


    52-HAKK Varlığı hiç değişmeden duran, daima sabit


    53-VEKİL Kendine güvenen kullarının işini en iyi yoluna koyan


    54-KAVİY Güç ve kuvveti sonsuz olan


    55-METİN C.C. Hiçbirşey hükmünü sarsmayan ve kendisine güvenilen


    56-VELİY Müminlerin dostu olan


    57-HAMİD En çok övülen ve en çok övgüye layık olan


    58-MUHSİ Her şeyin sayısını bir bir bilen


    59-MÜBDİ Mahlukatı örneksiz ve yoktan yaratan


    60-MÜİD C.C. Mahlukatı öldükten sonra yeniden dirilten


    61-MUHYİ Canlılara hayat veren


    62-MÜMİT Canlı bir mahlukun ölümünü yaratan


    63-HAYY Gerçek hayat sahibi olan


    64-KAYYUM Gökleri yeri ve bütün mahlukatı ayakta tutan


    65-VACİD C.C. İstediğini bulan


    66-MACİD Sonsuz şan ve yücelik sahibi


    67-VAHİD İsimlerinde sıfatlarında ve fiillerinde ortağı olmayan


    68-SAMED Her şey kendisine muhtaç, O kimseye muhtaç değil


    69-KADİR Sonsuz kudret sahibi olan


    70-MUKTEDİR C.C. Her şeye gücü yeten


    71-MUKADDİM Dilediğini öne geçiren


    72-MUAHHİR İstediğini arkaya bırakan


    73-EVVEL Herşeyden önce olan


    74-AHİR Herşeyden sonra olan


    75-ZAHİR C.C. Varlığı apaçık görünen


    76-BATIN Herşeyin iç yüzünden haberdar olan


    77-VALİ Mahlukatın işlerini yoluna koyan


    78-MÜTEALİ Ali, büyük


    79-BERR Herkesten fazla iyilik yapan


    80-TEVVAB C.C. Bütün tevbeleri kabul eden


    81-MÜNTEKİN Suçluları müstehak oldukları cezaya çarptıran


    82-AFÜVY Kullarını çok çok affeden


    83-RAUF Kullarına çok şefkat edip esirgeyen


    84-MALİKÜLMÜLK Hakiki mülk sahibi O dur. Dilediğine verir, dilediğinden alır


    85-ZÜLCELALVELİKRAM Büyüklük, fazl ve kerem sahibi


    86-MUKSİT Bütün işleri denk, birbirine uygun


    87-CAMİ İstediğini istediği şekilde toplayan


    88-GANİY Gerçek zenginlik sahibi ve hiçbir şeye muhtaç olmayan


    89-MUĞNİ Mahlukatının ihtiyacını giderip zengin kılan


    90-MANİ C.C. İstediği şeyin meydana gelmesine engel olan


    91-DARR Hikmeti gereği elem ve zarar verici şeyleri yaratan


    92-NAFİ Faydalı şeyleri yaratan


    93-NUR Alemleri, istediği simaları ve gönülleri


    94-HADİ Kullarına hidayet veren


    95-BEDİ C.C. Eser ve insanıyla varlığı apaçık görünen


    96-BAKİ Varlığının sonu olmayan


    97-VARİS Bütün mülk ve servetlerin hakiki sahibi


    98-REŞİD Bütün işlerini ezeli hikmetine göre neticeye ulaştıran


    99-SABUR C.C. Asileri hemen cezalandırmayıp çok sabreden


    C.C.(Celle Celalühü)








    Baki DURAL

    Oy için Çarşafada girer peçede takarlar pabucumun laikleri(YORUMSUZ)

    5/1/2009 | Kategori: HABER-DUYURU | Yorum (0) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    Youtube sorunsuz, direkt girmek için basit bir ayar




    lütfen için şu ayarı yapınız:

    - Başlat 'tan Çalıştır'a tıklayın
    - Şu satırı aynen yazınız;


    - Ardından Enter 'a basınız.
    - "Birlikte Aç" penceresi çıkacak.
    - Pencereden "Not Defterini" seçin
    - Açılan, Not Defteri penceresinin
    - En Altına şu satırları yazın.
    208.117.236.70 youtube.com
    208.117.236.70 www.youtube.com
    - Enter'a basın. İşlem tamamlanmıştır.
    not defterini x dan kapatın evet deyin sorunsuz direkt youtube girin ...


    23/12/2008 | Kategori: ViDEOLAR | Yorum (1) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    Kurban Bayramınız Mübarek Olsun

    Türk-İslam Aleminin Mübarek Kurban Bayramını kutlar,
    Ülkücü Harekete,Türk Milletine Ve İslam Alemine hayırlar ve güzellikler getirmesini Ulu Allah'dan (c.c) niyaz ederim.
    ALLAH (C.C) TÜRKÜ KORUSUN VE YÜCELTSİN.
    AMİN

    Baki Dural

    Yorum (2) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    ACI HABER

    MHP İstanbul Milletvekili Gündüz Suphi Aktan, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.
    Alınan bilgiye göre, yaklaşık 2 haftadır Ankara'da Akay Hastanesi'nde tedavi gören Aktan, gece vefat etti.

    Aktan'ın, kalp rahatsızlığı nedeniyle hastane tedavi altında tutulduğu öğrenildi.

    GÜNDÜZ AKTAN KİMDİR?

    1941’de Safranbolu’da doğdu. 1962’de Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. 1964’te İçişleri Bakanlığı’nda çalışmaya başladı ve Sakarya’da görev yaptı. 1965-67’de askerlik hizmetini ifâ etti. AKTAN, 1967’de Dışışleri Bakanlığı’na girdi ve yurt dışında sırasıyla şu yerlerde görev aldı: 
    · Paris’te OECD nezdindeki Türkiye Temsiciliği (1970-73)
    · Nairobi’deki Türkiye Büyükelçiliği (1973-75)
    · New York’taki BM nezdindeki Türkiye Temsilciliği (1977-80)
    · New York’ta BM Genel Merkezi (DIEC) (1980-1981)
    · Bern’deki Türkiye Büyükelçiliği (1983-85)

    1985-88 yılları arasında Başbakan Turgut Özal’ın danışmanlığını yapan AKTAN aynı dönemlerde, 1986-88 yılları arasında, Dışişleri Bakanlığı’nda Avrupa Topluluğu (şimdi Avrupa Birliği) ile İlişkilerden Sorumlu Ekonomik İşler Genel Müdürlüğü görevini yürüttü.  Türkiye’nin Avrupa Topluluğu’na tam üyelik başvurusu yine bu dönemde yapıldı.

    AKTAN daha sonra Dışişleri Bakanlığı'nda şu görevlerde bulundu :

    · Türkiye’nin Atina Büyükelçiliği (1988-91)
    · Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Bürosu’nda Büyükelçi-Misyon Şefliği (1991-95)
    · UNCTAD’in Ticaret ve Kalkınma Kurulu Başkanlığı (1992)
    · İsviçre Hükümeti ile ICRC tarafından düzenlenen Savaş Kurbanlarının Korunması Konferansı’nda Bir Numaralı Komisyon Başkanlığı (1993-94)
    · Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşar Yardımcılığı (1995-96)
    · Türkiye’nin Tokyo Büyükelçiliği (1996-1998)

    AKTAN, 1998’de Dışişleri Bakanlığı’ndan emekliye ayrılarak, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfi (TESEV) başkanı oldu. Burada AB ile işbirliği içinde “Devlet Reformu” projesini uyguladı ve yolsuzluk araştırmaları projesini başlattı (1998-2000).

    Bir dönem Türk-Ermeni Uzlaşma Komisyonu üyeliğinde bulunan AKTAN’ın, “Armenian Problem and International Law” başlıklı çalışması, “The Armenians in the late Ottoman Period” adlı kitapta (TTK Press, 2001, Ankara) yayınlamıştır.

    AKTAN, 1 Nisan 2004’te ASAM Başkanlığı görevini üstlenmiştir. 2006 yılı Eylül ayına kadar bu görevini sürdürmüştür.

    1998'den itibarten Radikal'de yazamaya başlayan Gündüz Aktan, 22 Temmuz 2008 seçimlerinde MHP İstanbul Milletvekili seçilmişti. Aktan milletvekili seçilmesinin ardından Radikal'deki yazılarına son vermişti.

    19/11/2008 | Kategori: HABER-DUYURU | Yorum (1) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    Susurluk kazasının yıl dönümünde Abdullah Çatlı'nın kardeşi Zeki Çatlı, ağabeyini anlattı, gündemi sarsacak açıklamalarda bulundu...

    Seda Şimşek'in röportajı

    Türkiye'yi derinden etkileyen ve şu günlerde devam eden Ergenekon Davası'nın da bel kemiğini oluşturan Susurluk kazasının yıl dönümünde Abdullah Çatlı'nın kardeşi Zeki Çatlı, gündemi sarsacak açıklamalarda bulundu...

    Susurluk kazası sizin için ne ifade ediyor?
    3 Kasım 1996 öncelikle Çatlı ailesi, daha sonra Nevşehirliler, daha genişlettiğimizde Türk Milleti, milliyetçiler, ülkücüler için büyük ve acı bir kaybın yaşandığı gün. Aynca Türk Devleti'nin ve Türk Milleti'nin hainlerine ve düşmanlarına karşı önemli bir refleksinin yok edildiği tarihtir. Başsağlığı için gelen bir misafirin dediği gibi, istihbarat terazisinin tersine döndüğü tarihin başlangıcıdır.

    Kaza haberim nasıl aldınız?
    Haluk Kırcı, Drej Ali, ağabeyimin şoförü Habib gibi dostlarımızın telefonla aramasıyla pazar akşamı saat 19.30-20.00 sıralarında öğrendim. Ağabeyi kaybettik' dediler. İnsanın o an başı dönüyor.

    18 YIL KAÇAK YAŞADI
    Çatlı yurtdışına nasıl kaçmıştı?
    1978 sonundan 1996'ya kadar 18 yıl kaçak yaşadı. Kaçak olduğu ilk yıllarda İstanbul'a yerleşti ve kamufle oldu. Bu arada ağır suçla arandığı için başta ben olmak üzere birçok dostu yurtdışına çıkmasını istiyorduk. Buna direniyordu. "Önce arkadaşlarım" diyordu. Her bir arkadaşı için canını verebileceğini bizzat bana söyledi. Dediği gibi de yaptı. Önce arkadaşlarını kaçırdı. Bunlar içinde Ağca da vardı. Kendisine sıra gelmedi. İhtilalden 5-6 ay sonra bir gemiyle kendi gayretleriyle yurtdışına kaçtığını duyduk.

    Avusturya'ya gitti...
    O zamanlar en rahat Avusturya idi. İlk etapta oraya gitti. Daha sonra İngiltere'ye gitmeyi denediğinde yakalanıyor. Kimliğini ve bütün parasını tamamen alıyorlar. İki polisle birlikte demiryoluyla Türkiye'ye iade edilmek üzere gönderiliyor. Yugoslavya'da iki polisi yanıltıp hareket halindeyken trenden atlayarak kaçıyor. Hiç parası ve kimliği yokken 5 yıldızlı bir otele yerleşiyor. Almanya'dan arkadaşlarını çağırmış. O Almanya'ya dönerken, iki polis Türkiye yolundaydılar.



    KUMAŞINI BİLİYORUZ
    Orada nasıl hayat sürüyordu?
    Dolaşım zorluğu çektiklerini anlatmıştı. "Tren yolunda yaşıma uygun cenaze bulursam kimliğimi onun üzerine koyup, onun kimliğini ben alacağım. Öldüğüm düşünülecek. Annemi ve babamı, çevreyi ona göre organize edersin" demişti. 1983'ün sonuna doğru Kenan Evren destekli ASALA operasyonu teklifi gelene kadar bu şekilde yurtdışında sancılı dönemler yaşadı.

    Kaçaktı, ama devlet onu nasıl bulacağını biliyordu yani...
    Yerini bilip bilmediklerini bilmiyorum. Ancak, birtakım dostları kanalıyla bağlantı kurup Fransa'da görüştüklerinde, sizin sorunuzu ağabeyim devletin temsilcilerine soruyor. "Neden bana geldiniz?" diyor. Onlar da "İstediğin anda Avrupa'da, hatta dünyanın birçok ülkesinde önemli işler yapabileceğini biliyoruz. Kumaşını biliyoruz" diyorlar. Ağabeyim, Fransızca'yı yazıp konuşabiliyordu, İngilizce ve Aİmanca biliyordu.

    Nasıl bir görüşme geçiyor?
    Devletin temsilcilerinin "Teklifimizi kabul etmek için bizden ne istersin?" sorusuna "Ben kendim için hiçbir şey istemem. Bu davanın lideri olan Alparslan Türkeş cezaevinde, birinci isteğim onun bırakılması. İkincisi Haluk Kıra ve arkadaşları başta olmak üzere bütün ülkücülerin idamının durmasını istiyorum" cevabını veriyor. Türkiye ile birtakım telefon görüşmeleri yaptıktan sonra "Birinci isteğin biraz zaman aldıktan sonra (birkaç ay sonra) olacak. İkinci isteğin hemen olacak" diyorlar. Ağabeyim "Sizin sözünüze nasıl inanayım?" diyor. Onlar da 'Az önce telefonla görüştüğümüz yerler çok yüksek makamlardı. Biz burada Devlet Başkanı Kenan Evren'in bilgisi dâhilinde bulunmaktayız. Sonuçta önemli tahliyeler ve idamlar onun onayından geçmiyor mu?" diyorlar. Ağabeyim de "Tamam" diyor.

    Devletin temsilcileri aradıkları kişiyle yurtdışında buluşuyor ve ASALA operasyonunu teklif ediyor...
    Kırmızı bültenle aranıyordu.

    MARSİLYA VE UFUK...

    Sız bunu nasıl duydunuz?
    1984 yılbaşına doğru bana "Bir sürprizim var. Annemi, babamı da al İstanbul'a hep beraber geçin" dedi. Verilen adrese gittik. Kapıyı çaldığımızda karşımızda elinde sigarasıyla, kollarını sıvamış, rahatça oturan ağabeyimi görünce çok şaşırdık. Tarih 5 Ocak 1984 idi.

    Hangi kimlikle gelmişti?
    Devletin ASALA operasyonları çerçevesinde kendisine tahsis ettiği pasaportta ismi Hasan Kurdoğlu idi. Pasaportu kendi gözlerimle gördüm. Çok endişelendik. 'Ağabey deli misin? Nasıl geldin?" diye sordum. İkinci gün bize 6 yıl avunduğum yalanı söyledi. "Yurtdışında bir paşanın çocuğunu Dev-Solcular kaçırmış biz de onu kurtardık.

    "Paşanın bize 1 haftalık aile ile görüşme ikramı" dedi. 6 yıl sonra mı öğrendiniz?
    Tabii, tekrar yurtdışına çıktı. 6 yıl sonra Türkiye'ye cezaevinden kaçıp geldiğinde, bir dergiden ASALA operasyonlarına ilişkin bilgileri öğrendim. Operasyonun kod adı: MARSİLYA. Operasyonu yöneten ülkücü terör timinin başındaki liderin kod adı: UFUK (Abdullah Çatlı). Bu MİT tarihine de bu şekilde geçmiştir. Fakat, bir kısım bilgiler çıkan yangında yanmış olabilir. Yanmadıysa hala mevcuttur.



    PARMAK İZİ KOPYALANDI MI?
    Cenaze toprağa verilmeden önce ilginç bir olay yaşadınız mı?
    Hastane morguna pazartesi günü koymuştuk. Cenazenin başında bekleyen nöbetçi çocukları gönderdiklerini ve ağabeyimin parmak izini aldıklarını öğrendim. Önceleri bunun ne anlama geldiğini kestiremiyordum. Sonra, araştırdım. Parmak izinin negatif-pozi-tif yapılarak, orijinali gibi başka yere taşınması teknik olarak mümkünmüş. Morgda parmak izi almalarının 4 ay sonra dönemin İçişleri Bakanı Meral Akşener'in "Topal'ı vuran silahta Çatlı'nın parmak izi var" açıklaması ile ilişkisi olabileceğini düşündüm.

    Vücudunda kurşun izi var mıydı?
    Cenaze yıkanırken basındaydım. Trafik kazasından kaynaklanan sol kaşının üstünde çökük vardı. Sağ omzuyla, ayağının birisinde kırık vardı. Başka hiçbir iz yoktu.

    Öldürülmüş olabileceğini hiç düşünmediniz mi?
    Düşünmedik. Ama düşünülebilirdi. Onun karşısına çıkacak hiçbir yiğit olmadığını düşünüyorduk. Hiç kimsenin ona yumruk attığını veya silah doğrulttuğunu duymadık. İstanbul'da bazen akşamlan efkârlandığında tek başına dolaşırdı. Arkadaşları 'Ağabey yalnız nereye gidiyorsun?" dediklerinde gülerek, "Siz rahatınıza bakın. Onlar benim karşıma çıkamazlar" derdi. PKK, Dev-Yol, Dev- Sol, vatan hainleri elbette onu sevmezdi.

    PRENSİP ANLAŞMASI NASIL BİTTİ?
    Ağabeyiniz doğrudan MiT'le mi çalışıyordu?
    MİT'le, daha genel olarak devletle diyebiliriz. Bir konuya dikkat çekerdi. "Biz onlarla prensip anlaşması yaptık" diyordu. Ast üst ilişkisi veya sürekli bir ilişki yoktu. "Benim başıma bir iş geldiğinde onlar hiçbir şeklide karışmayacaklar ve kabullenmeyecekler' diye bahsetmişti.

    Anlaşma ne kadar sürdü?
    Ağabeyim pasaport yenilemek için bir zencinin evine gönderiliyor. Evde zenciye ait olduğu mahkemece belirtilmiş 300 gram eroin çıktığında ağabeyime suç isnad edildi. Hâlâ mektubu bende mevcut. "Gerçek kimliğim çıkmazsa hemen çıkacağım" diye yazmıştı. Ancak, gerçek kimliği ortaya çıktı. Fransa'da ve İsviçre'de 6 yıl hapis yattı. Dolayısıyla prensip anlaşması da o gün itibarıyla sanırım sona ermiştir.

    ÖZBAY KİMLİĞİYLE ŞAM'A GİTTİ
    Abdullah Çatlı ne zaman Mehmet Özbay oldu?
    1990 yılında Türkiye'ye geldikten sonra İstanbul'da Bahçelievler'de kirada oturdu, daha sonra bir kısmı borçla Florya'da ilk ve son dairesini aldı. 1993'te ticari hayata girdi. Haluk Kırcı ile birlikte ithalat ve ihracat kursuna gittiler İstanbul'da.

    Hâlâ kırmızı bültenle aranıyordu. 1993'te PKK'nın azgınlaş-masıyla birlikte, devletin bazı birimleri tarafından kendisine ihtiyaç duyulduğu ifade edildi. Tekrar devletle çalışmaya başladı. 1990'lı yıllarda geldiğinde Şahin Ekli ismini kullanmıştı, daha sonra Mehmet Özbay adını kullanmaya başladı. PKK ile mücadele de istihbarat konusunda devletle birlikte çalıştı. Mehmet Özbay olarak defalarca Şam'a gitti.



    O KAREDE ÇATLI YOK ÖCALAN VAR
    Ergenekon çerçevesinde devletteki yapılanmadan bahsediliyor.
    Ergenekon yargıda olduğu için yorum yapmak istemem. Fakat, ağabeyimi Ergenekon'da yargılananlarla aynı karede görmek yanlış. Çünkü onların içinde terörist başı Apo ile el sıkışanlar var. Oradakiler ulusala, ağabeyim ülkücüdür. Beraberlikleri olamaz, ancak zıtlıkları olabilir.

    Ağabeyiniz kullanıldı mı?
    Ağabeyim mi devleti kullandı, devlet mi ağabeyimi kullandı bilemem. Kırmızı bültenle aranırken Florya'daki evinde oturdu.

    Miras bıraktı mı?
    Evi ile arabasından başka çocuklarına da hiçbir mirası kalmamıştır. Çünkü yoktu.

    AİLE İÇİNDEKİ KOD ADI: HAFIZ
    En son hangi ismiyle hitap ediyordunuz?
    Ahmet Ağabey diyordum. Babamla ondan bahsederken kendi aramızda "hafız" derdik.

    Sık mı görüşüyordunuz?
    Ara sıra görüşüyorduk.

    Ölmeden önce en son ne zaman görüştünüz?
    Kazadan birkaç gün önce telefonla görüştük.

    Neredeydi?
    Ben Nevşehir'deydim, o İstanbul'da.

    Şehir dışına çıkacağından bahsetmiş miydi?
    Hayır bahsetmedi.

    Size anormal gelen bir şey var mıydı telefonda görüşürken?
    "Birtakım i... etrafı sarmış" diye bir cümle sarf etti.

    Sizce Çatlı tasfiye mi edildi?
    Son açıklamalardan bu çıkarılıyor.

    (BUGÜN)

    3/11/2008 | Kategori: HABER-DUYURU | Yorum (1) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    Pehlivanlar Diyarı SERİK TE Muhteşem Güreş Şöleni


    Serik Belediyesince bu yıl üçüncüsü düzenlenen Geleneksel Yağlı Pehlivan Güreşlerinde, Mustafa Kemal Karaboğa, başpehlivan oldu.


    Yaklaşık 600 pehlivanın katıldığı güreşlerde, başpehlivanlık için 57 pehlivan mücadele etti. İsmail Ogan Stadyumunda yapılan güreşlerde, Antalya Büyükşehir Pehlivanı Serikli Mustafa Kemal Karaboğa ile Belek Belediyesi Pehlivanı Mehmet Yeşil finalde karşı karşıya geldi. Her iki pehlivan da, normal sürede ve puanlamada aynı dereceleri alınca, başpehlivanı belirlemek için kura çekildi ve kurayı kazanan Karaboğa, altın kemeri aldı. Altın Kemeri Serik Belediye Başkanı Mehmet Habalı taktı. Güreş ağalığını ise, Avukat Sami Karataş, 160 bin YTL ile kazandı.

    Akçaalan Mahallesi’nde spor kompleksi içerisinde yer alan İsmail Ogan Stadyumunda yapılan güreşlere vatandaşlar büyük ilgi gösterdi. Sabah saatlerinde itibaren stadyuma gelen izleyiciler bütün tribünleri doldurdular. Saha içerisi organizasyonun gereği donatılırken, saha dışında da yiyecek içecek stantları yerlerini aldılar. Tam bir şenlik havasında akşam saatlerine kadar süren güreşlerde araçlarla tribünlerdeki izleyicilere gülsuyu da sıkıldı. Minik güreşçilerden başlayarak büyüklere kadar her kategorideki güreşler izleyicilere keyifli bir Pazar günü yaşattı.

    Güreşlerde, Mehmet Yeşil ikinci, Hasan Tuna ve Bayram Ertan üçüncü oldu. Başaltında birinciliği Serhat Gökmen, ikinciliği Güngör Ekin, üçüncülüğü Murat Doğan, büyük ortada birinciliği Uçar Dede, ikinciliği Abdullah Kaçmazoğlu, üçüncülüğü Faruk Koca kazandı.

    Belediye Başkanı Mehmet Habalı yaptığı konuşmada, pehlivanlar diyarı Serik’i, yağlı pehlivan güreşlerinde Kırkpınar’dan sonra en büyük er meydanı yapmaya kararlı olduklarını belirterek, güreşleri izleyen herkese teşekkür etti.

    Güreşleri, CHP Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü, MHP Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız, Serik Kaymakamı Ahmet Ümit, Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek de izledi. 
    TÜM ALBÜMÜ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ ÇOKLU RESMİ TIKLAYINIZ
     

    Yorum (0) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    Aktümen Gazimiz çatışmayı ve Ramazan Yeşili Anlattı

    'Yanına düşen iki el bombasını teröristlere attı ve ölene kadar savaştı'.. Bu sözler şehit Ramazan Yeşil'in yanında bulunan yaralı asker Mehmet Tokmak'a ait. Sabah'tan Recep Aktepe'nin haberine göre saldırıdan yaralı kurtulan asker, çatışma anının anlatırken söyledikleri bölgedeki güvenlik zaafiyetini ortaya çıkardı.Teröristler Perşembe gecesi saldırıya başlamış. Cuma öğlen saatlerinde yeniden saldırıya geçen hainlere karşı direnen Bayraktepe mevzisine yardım askerler şehit olduktan sonra gelmişŞehit er Ramazan ile aynı mevzide bulunan ve çatışmadan yaralı olarak kurtulan arkadaşı Mehmet Tokmak'ın kendisini aradığını söyleyen anne Havvana Yeşil, 'Beni aradı, 'Ramazan'ı kurtaramadık, o şehit oldu, kabul edersen bende bir oğlun olarak gelip elini öpeceğim' dedi. Kabul ettim. Onu oğlum gibi bağrıma basarım, belki oğlumu onda görürüm' dedi. Mehmet Tokmak'ın şunları söylediği öğrenildi: 'İlk çatışma perşembeyi cumaya bağlayan gece saat 24.00 sıralarında çıktı. Jandarma harekât ekipleri termalle yaptıkları gece avında iki kişinin görüntüsünü almış. Bizler de mevzilerimizdeydik. Bize ateş emri verildi. Çatışma çıktı sabaha kadar sürdü. Sabah çatışma durdu. Öğle saatlerinde teröristler yeniden saldırıya geçti. 'Bu kez daha kalabalıklardı ve her yerden ateş ediyorlardı. Kanas ve roketatarlarla saldırıyorlardı. Biz de ateş ediyorduk.'



     El bombaları atmaya başladılar, biz aynı tepede 6 arkadaştık.' Kardeşim gibi sevdiğim Ramazan da yanımızdaydı. Ramazan'ın yakınına el bombası düştü ve patlama oldu. O anda Ramazan'ın ayağı parçalandı. Vücuduna şarapnel parçaları saplanmıştı. Mevzideki diğer 4 arkadaş o anda şehit oldu'Ramazan'la konuşuyorduk yanına iki tane daha el bombası düştü. Ramazan, onları patlamadan alıp teröristlerin üzerine attı. Başımızı kaldıramıyorduk, destek de geç kalmıştı. Ramazan yaralıydı ve çok kan kaybediyordu. Sürekli su vermem için yalvarıyordu.Ancak daha önce bize 'su vermeyin' dendiği için ona su vermedim. Daha sonra Ramazan'ın yalvarmalarına dayanamadım, durumu da iyice kötüleşmişti. Ve birkaç yudum su verdim.Ramazan orada şehit oldu. Yarası çok ağırdı. Ben de o arada yaralandım. Kâbus gibiydi, gözümüzü açamıyorduk. Yardım geldiğinde yanımdaki tüm arkadaşlarım ölmüştü
    hain saldırıdan yaralı olarak kurtuan ve Hakkari Askeri Hastanesi'nde tedavi gören Veysel Kızılay'ın Mavikent'te yaşayan anne ve babası geçmiş olsun için gelen birçok ziyaretçiyi ağırlıyor. Oğullarıyla günde bir defa konuştuklarını söyleyen anne Durkadın Kızılay, şöyle konuştu:'Oğlumun şu an durumu iyi. Buna da çok şükür. Sol ayağında ve sol kolunda şarapnel yarası var ancak çok derin değil. Şehitlerimiz de keşke böyle yaralı kurtulsaydı. Oğlumla telefonla konuştuğumuzda 'merak edilecek bir şey yok iyiyim' dedi.'Olay olmadan bir saat önce aramıştı. Baskında Serikli Ramazan Yeşil oğlumun yanında şehit olmuş. Oğlumun mevzisi el bombasıyla bombalanmış. Mevzisi yanarken diğer arkadaşları şehit olmuş. Oğlum da yaralı iken ölü taklidi yaparak kurtulmuş.' Baba Abdullah Kızılay ise, Ramazan Yeşil'in oğlunun yanında şehit olduğunu belirterek, 'Oğlum arkadaşları şehit olunca ölü taklidi yaparak kurtulmuş' dedi.Eve geçmiş olsun ziyaretine gelen akrabalar ise saldırıyı kınayarak, 'Sınır karakollarının düzenlenmesi gerekiyor. O çocukların mevzisi el ile kazılmış. Bizim yazın yaylalarda kaldığımız çadır evleri gibi.'

    Yorum (0) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    ŞEHİDİMİZİN CENAZE TÖRENİNDEN VİDEOLAR (SERİK)

    8/10/2008 | Kategori: ViDEOLAR | Yorum (0) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    15 Şehidimizin anısına

    7/10/2008 | Kategori: ViDEOLAR | Yorum (0) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    ŞEHİT PİYADE ER YEŞİL TOPRAĞA VERİLDİ


    Hakkari'nin Şemdinli İlçesi Aktütün Jandarma Sınır Karakolu'na Terör Örgütü Üyelerince Yapılan Saldırıda Şehit Olan Piyade Er Ramazan Yeşil'in Cenazesi Antalya'nın Serik İlçesinde Toprağa Verildi.
    Hakkari'nin Şemdinli ilçesi Aktütün Jandarma Sınır Karakolu'na terör örgütü üyelerince yapılan saldırıda şehit olan Piyade Er Ramazan Yeşil'in cenazesi Antalya'nın Serik ilçesinde toprağa verildi.
    Şehit Piyade Er Ramazan Yeşil'in (21) cenazesi, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Morgu'ndan askeri törenle alınarak Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne ait cenaze aracına konuldu.

    Yorum (0) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    <Önceki Yazılar | Sonraki Yazılar>